Çığ

Sadece bir doğa felaketi değildir çığ. İnsanların korku ile gözlerinde büyüttükleri bir iktidardır aynı zamanda. Yeri geldiğinde bir çığlık ile alaşağı edilebilecek bir iktidar… Kültür Kurdu 15 tiyatro sever ile Çığ’ı izledi…

Tek perdelik, İBB Şehir Tiyatroları oyunu ‘Çığ’ı Müsahipzade Celal Sahnesi’nde izledim. Etkileyici bir oyun diyebilirim. Oyunun başında dağıtılan bilgilendirme broşürünü ve öncesinde bilet temin ederken tiyatronun internet sitesini incelememiş olsam, bu oyunun yazarının bir yabancı olduğunu sanırdım. Sanki daha Kuzey’de, biraz da Balkanlar’da geçen bir oyun intibası uyandı bende. Anadolu kıyafetleri, şivesi göremedim. Zaten de böyle bir şey yoktu, olması da gerekmiyordu. Ah kalıplar işte… Oldukça evrensel bir dille yazılmış, her halkın çığlığa olan özlemini anlatan bir yapıt ‘Çığ’.

Müziklerini Can Atilla’nın yaptığı oyunun ilgi çekici sahne tasarımını ise Ayhan Doğan yapmış. Kullanılan malzemeyle etrafı karlarla çevrili bir evi andıran tasarımda evin içi ve odalar arasındaki duvarlar görünmez kılınmış. Müzikler ise oyunun önüne hiç geçmiyor ve yerli yerinde.

Oyunun yazarı Tuncer Cücenoğlu’nun 40. sanat yılı olması sebebiyle sahnelenen oyun, korkularını yaşam biçimi haline getiren bir halkın hikâyesini bir doğa felaketi üzerinden işlemiş bu oyunda.

Oyun bir doğa felaketi üzerinden oldukça güzel bir mesaj veriyor. Bölgeden bağımsız, evrensel bir dil kullanması da tüm halkların oyunu sahiplenmesini sağlar zaten. Çığ gibi bir doğa olayına sebebiyet vermemek için, dağların arasında kalan bir köyün bir hanesine misafir oluyoruz oyunda. Çığ olmasın diye sessizlik içerisinde, fısıltı ile konuşan ve aylarca bu şekilde yaşayan, bunu kanıksayan bir insan topluluğu hayal edin. Gerçekten insanın bazen bağırması, çığlık atması içten bile değil. Ama yasak! Hele de erken doğum tehlikesi geçiren bir annenin, çocuğunu doğururken atacağı çığlık, bebeğin atacağı çığlık düşünüldüğünde yazılan kurallar insanın dilini ısırtacak cinsten.

Şimdi bu çığ olayını iktidar gibi algılayınca, bağırdığında, çığlık atıldığında, avazı çıktığı kadar isyan ettiğinde yıkılacağını düşünmek… İşte o zaman başta da söylediğimiz mesaj yerini buluyor ve oyun çok daha anlamlı ve güzel hale geliyor. Günümüzde sesi kısılan, çığlık atmasına da, bağırışına da, isyanına ve hırsına da karşı durulan onca olay yaşıyoruz ki. Her gün birilerinin sesi kısılıyor, susturuluyor ve aptal kurallar yüzünden susmak zorunda bırakılıyor. Ama bir gün, birilerinin avazı çıktığı kadar bağırmayacağı ne malum?

Oyun sonunda arkadaşımla oyunun kritiğini yaparken, arkadaşım “iyi de o zaman annesini diri diri tabuta koymak yerine, -acı ama- bebeği neden öldürmüyorlar” dedi. Cevabını uykuya dalmadan önce buldum: Bu aptal kuralların doğru olduğunu kim söyledi ki!

Oyuncular:

Alev Oraloğlu, Berrin Akdeniz Kortidis, Caner Candarlı, Erhan Abir, E. Sevtap Çapan, Göksel Arslan, Hüsnü Demiralay, Nergis Çorakçı, Orhan Hızlı, Vildan Türkbaş, Zeki Yıldırım

Yazan: Tuncer Cücenoğlu
Yöneten: Kemal Başar
Dramaturgi: Özge Ökten
Sahne Tasarımı: Ayhan Doğan
Işık Tasarımı: Murat Özdemir
Kostüm Tasarımı: Canan Göknil
Yönetmen Yardımcısı: Çağlar Polat