Lucy’nin hikâyesi: I am Sam

iamsamKonu itibariyle belki de ders niteliğinde bir film. Hem avukatlık mesleği açısından, hem de psikolojiye dair… Fakat filmin ilk kısmı geride kaldıktan sonra ivme düşüyor, beklenti kalmıyor ve film kendi içinde monotonluğuyla devam ediyor. Üstüne üstlük seçilen konu itibariyle de keyifsiz bir halde sürüp gidiyor!

Sam, zekâ geriliği olan bir 40’lı yaşlarında bir garsondur. Zekâsı yedi yaşındaki bir çocuğun zekâ seviyesinde kaldığından ötürü de işinde de kıdem alamaz. Filmin başında nasıl olduğunu pek de anlamadığımız şekilde karısı tarafından terk edilir Sam. Hem de kızı Lucy’nin doğduğu gün! Artık Sam ve Lucy bir başınalardır. Üstelik Sam zekâ geriliği olan, kendi başına bile bakması güç olan bir bireydir. Lucy gittikçe büyük. Devlet bir süre sonra yeteri kadar ilgilenemeyeceğini, temel gereksinimlerini yerine getiremeyeceğini düşünerek Lucy’yi devlet korumasına almak ister. Sam bu duruma şiddetle karşı çıksa da savunabileceği pek de bir şeyi yoktur. Bu esnada ülkenin en tanınan avukatlarından Rita H. Williams’ın kapısını çalar. Avukatlar, Lucy, Sam ve arkadaşları…

Sean Penn ve Michelle Pfeiffer’ın başrollerini üstlendiği filmin yönetmeni Jessie Nelson. 7,6 IMDB (http://www.imdb.com/title/tt0277027/) puanına sahip 2001 yılı yapımı film, o dönem Oscar dahil birçok ödüle de aday gösterilmişti.