Ufak Bir Hata

Mustafa Dermanlı – Kültür Kurdu olarak yine toplu olarak bilet aldığımız Ufak Bir Hata adlı oyunu kadıköy Halsun Taner Sahnesi’nde 20 arkadaşımızla birlikte izledik.

Bir Samuel Beckett oyunu izlemiş gibiydim. Salıncaklarla bezenmiş bir sahnede, Satie müziği eşliğinde, kadın oyuncumuz Selin Türkmen resmen oyunu yaşadı. Çok iyiydi.

Ortada bir katil var. Ama kim olduğunu oyunun sonuna dek bilemiyoruz, anlamıyoruz. Kurgu ve metin zerre ipucu vermiyor. Yaşanılan hep bir öncesine göndermelerle dolu. Kısıtlı bir dekorda iki oyuncu katili arıyorlar veya birbirlerini katil olmakla suçluyorlar. her sahnede izlediğiniz bir önceki ile örtüşmeyebilir, iyi izleyin! Keyif alacağınız bir oyun. Tek perde.

Özlem Gül – Keyif alarak seyrettiğim oyunlardan biriydi. Özellikle bayan oyunucunun ruhsal değişimleri çok başarılıydı. Geçmiş sezonlarda seyrettiğim “İki Çarpı İki” oyununu hatırlattı bana. Katil karşı tarafı kendisini ele vermekle suçladı ama geçmişteki bağlantıları neydi, çözemedim. Yoksa katil akıl hastası mıydı ?

Mesut Ermiş –  Kadının yanında sönük kalan adam da oyunculuğuyla bizi içine çekseydi daha başarılı olurdu bence… Genel itibariyle güzel bi oyundu, ters köşeye yatırmalı konuları çok sevdiğim için hoşuma da gitti. Tek olumsuz eleştirim bazı şeylere sadece kendilerinin -üstelik abartarak- gülmesiydi. O silahın patlayacağını oturunca birisi söylemişti ama hiç beklemediğimiz bi anda patlaması çok keyifliydi  Demekki neymiş, “silah hiç beklenmedik anda patlayacakmıış” Tavsiye eder miyim? Evet!

Melike Taşer – Spoiler! – Her zaman mekan degisiminde arka perdeye lazerle çizilen resim bir protestoyu, eylemi işaret ediyordu. Kadın oyuncunun o zamanlardan kalan bir hesaplaşması vardı itirafçılarla. Benim hoşuma gitti, sahne sahne lazerle çizilen kalabalık resmi.