Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi

Geçtiğimiz Perşembe akşamı İstanbul Şehir Tiyatroları Kadıköy Haldun Taner sahnesinde 20 arkadaşımızla birlikte Ziya Osman Saba’nın ‘Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi’ni izledik.

Can Doğan’ın yönetmenliğini yaptığı oyunda 1-2 sahne hariç tüm oyunu tek başına götüren Uğur Arda Aydın’ı kutlamak lazım. Dekor için Mehmet Emin Kaplan’a kocaman bir alkış gerekiyor kanısındayım.

Ziya Osman Saba’nın öyküsünün önüne geçmeyi başaramayan bir oyun. Böyle bir amacı olduğunu ise asla sanmıyorum. Tiyatroya uyarlama aşamasında belli ki bu amaç güdülmemiş. Yoksa oyuna birkaç kişi katıp, daha da dinamik hale getirilip günümüz İstanbul’un yaşayıp da geçmişe öykünen herkese ilaç gibi gelirdi. Fakat Saba’nın öyküsündeki naiflik de hem oyuna, hem de tek başına bence sahnede dört üç buçukluk performans gösteren Uğur Arda Aydın’a yansımış.

Oyunun hiçbir anında kopmayışınız veya heyecanlanmamanız durağan bir oyun hissi değil, öykünün yazarınız tarzıdır. Ve bence de başarısıdır. Kaldı ki gazetelerden bahsettiği bölümde özlemi ne de güzel anlatmış Saba. “Gazeteler olmasa Şevket Rado’nun yazılarını nasıl takip ederim” demesi… Beni etkiledi mesela. Eski Galata Köprüsü üzerindeki son bölüm ve devamında oyuncunun bir kadeh rakıyı kafasına dikmesi kalkıp o sahneye çıkıp o salaş masaya ortak olmaya itti beni. Oyunun içerisindeki bazı sözler ise çok dokunaklı idi: “Ölüm, ölümsüz olabilmek için ödenen bir bedeldir”…

Oyun tek perde ve 70 dakika.